beylikduzu escort

istanbul escort

supertotobet betist

Altaylı’dan çok konuşulacak açıklamalar

Fatih Altaylı, Fatih Kuşçu’nun sunumuyla Bloomberg HT’de yayınlanan Spor Saati programında spor gündemine dair açıklamalar yaptı.

5 yaşında dünya şampiyonluğu yaşayan ve son dönemde destek bulmaya başlayan Gülcan Palavan’la ilgili olarak konuşan Altaylı, bu destekle alakalı olarak “Çorbada tuzumuz var ya da yok, biz vazifemizi yapıyoruz. Görevimizi yaptığımız için teşekkür edilmesi bence doğru değil. Hep beraber o genç kızımıza teşekkür edelim, biz görevimizi yaptık” ifadelerini kullandı.

Güney Kore’nin PyeongChang kentinde düzenlenen 2018 Kış Olimpiyat Oyunları’nı yorumlayan Altaylı, rekor kıran ABDli kadın kayak sporcusu Lindsay Wohn’la ilgili de konuştu. Altaylı, “Lindsay Wohn, kadınlarda en başarılı kayak sporcusu olabilir. Kolay kolay kırılamayacak bir rekor… Efsane kayakçı dediğin zaman 1960’ların sonundaki Jean-Claude Killy var… O kadar olmasa da kendine has stili, pistlere renk katmasıyla Alberto Tomba var, o da muazzam kayakçıydı. Son yıllara baktığımızda Wohn, şahane bir kayakçı. Kendisiyle tanışmışlığım da var, dünya iyisi bir insan.” yorumunda bulundu.

TOUR OF ANTALYA ÜZERİNE…
Tour of Antalya ve Antalya’da kurulacak olarak güneş panelli bisiklet yolu ile alakalı görüşlerini de dile getiren Altaylı, “Güneş panelinden bisiklet yolu olur mu bir fikre sahip değilim. Kaygan bir şey mi olur bilemedim. Fikir olarak iyi bir şey, halkla ilişkiler arasında da iyi bir şey imaj açısından da iyi bir şey. Antalya’yı çok severim, Hürriyet’te çalışırken hepimize iller paylaştırılmıştı, bana da Antalya düşmüştü. Antalya, Uşak ve bir ilin daha sorunlarını yazmak bana verilmişti. Turizmdeki ilerleme zaman zaman ne yazık ki duraksa oluşan sorunlar nedeniyle duraksayan bir kent, çok iyi yatırımlar yapıldı. Bazıları karşılığını buldu bazıları bulamadı. Türkiye’nin çok önemli bir şehri. Türkiye’nin lokomotif sektörü turizmdir, Antalya’da bunun başkentidir. İnşallah Antalya için her şey güzel olur.” dedi.

BEŞİKTAŞ- FENERBAHÇE DERBİSİ
Spor Toto Süper Lig’in 23. haftasında Beşiktaş’ın 3-1 kazandığı Fenerbahçe derbisini de değerlendiren Altaylı, “Burada çuvalladık ama sadece biz değil herkes çuvalladı. Fenerbahçe’nin bu kadar kötü oynayacağını, Aykut Kocaman’ın bu kadar kötü bir teknik direktörlük sergileyeceğini hiç düşünmemiştim. Niye? Beşiktaş bu ligin yaşlı takımlarından biri. Ne olursa olsun Münih’ten bir miktar yorgunlukla döneceğini, Fenerbahçe’nin sıkı savunma uygulayacağını ki biliyorsun Fenerbahçe’nin tam saha savunması vardır, onun Beşiktaş’a kök söktüreceğini, Talisca ve Oğuzhan’ın yokluğunda gol yollarında zorlanacağını, Negredo’nun pek işe yaramadığını, Vagner Love’ın daha uyum sağlayamadığını göz önüne alarak Fenerbahçe’yi daha şanslı görmüştük. Başakşehir karşısındaki oyununa da bakarak… Nitekim maç da öyle başladı, Fenerbahçe ilk yarıda maçı 3-0’a getirebilirdi. Her ne kadar ilk gol bariz bir ofsayt olsa da hakemler tarafından verilince arkasından Fernandao ve Şener Özbayraklı’nın çok güzel bir aşırtma vuruş yaparak 1,50 boyundaki Medel’in nasıl olduysa gökyüzüne kadar zıplayarak çıkardığı toplar gol olsa maç 3-0 olacaktı. Beşiktaş ilk yarıda orta sahayı bile geçemez görüntüdeydi. Sık sık eleştirdiğim, ‘Arı ama bal yapmıyor’ dediğim Quaresma çıktı bal yaptı ve sürükledi takımı. Beşiktaş’ın en sıkıntıda olduğu dakikalarda orta alanın az ilerisinde aldığı toplarla ceza sahasına kadar giren, inanılmaz o trivela denilen vuruşla kaleciyi avlayan… Trivelayı vurdu kaleci kornere çeldi, kullanmak için bir deparı var… O sırada kamera yakınlaştı, suratındaki ifade ‘Bu maçı kaybetmeyeceğim’ ifadesiydi. Bu ifadeyi daha önce Hagi’de görürdüm. Hagi Galatasaray’ı nasıl ipten aldıysa Quaresma da Beşiktaş’ı ipten aldı, Fenerbahçe’yi astı.” yorumunda bulundu.

“İKİNCİ YARIDA FENERBAHÇE AÇISINDAN KEPAZELİK VARDI”
Altaylı sözlerine Beşiktaş ikinci yarıda hele bir de golü erken bulunca Fenerbahçe açısından tam bir kepazelik ortaya çıktı. Kepazeliği şu açıdan söylüyorum, bir teknik direktör bu kadar mı basiretsiz olur? Bu kadar mı beceriksiz olur, aciz duruma düşer? Sakın kimse yanlış anlamasın ben Aykut Kocaman’ı ‘Asalım’ diyenlerden değilim. Niye? Sonuçta Beşiktaş’la puan puanalar. İkisinin şampiyonluk şansı eşit derecede devam ediyor ama Aykut Kocaman’ın teknik direktörlüğü açısından vahim bir durum var. O durum da bir tek önlem alamaması… Takım geriye yaslandıkça yaslandı, ellerinden gelse kaleyi tribüne taşıyarak savunma yapacaklardı! Senin en önemli özelliğin orta alanın önünde yaptığın preS. Neden yapamadın onu? Usta adamlar var karşında, Babel var, Quaresma var… İnce işler yapmaya müsait rakipler var. Sen o ince iş yapmaya müsait adamlara ortalığı boş bıraktın. Dua etsinler hakemlere, penaltı verilmedi olmayan bir gol verildi. Hakem olmasa durum daha bir garip hale gelebilirdi, 4’lük 5’lik olması içten bile değildi. Aykut Kocaman’ı zaman zaman kamera gösterildiğinde Aykut Kocaman’ın kenardaki ifadesi ‘Ben basın toplantısında hangi büyük lafları edersem bu işin içinden sıyrılırım’dı. O sahada ne yapardım da bu durumdan kurtulurum değil de basın toplantısında neler derim de yenileceğim bu maçın sorumluluğundan kurtulabilirim düşüncesi içerisindeydi. Çünkü normal bir teknik direktör çok daha rahat yapardı.” ifadeleriyle devam etti.

AYKUT KOCAMAN’IN BASIN TOPLANTISI
Aykut Kocaman’ın derbi sonrasında yaptığı açıklamalarla ilgili de konuşan Altaylı şunları söyledi:
“Güzel konuştu. ‘Eşit yarışma koşulları sağlanmalı’ dedi, ne demek istedi anlamadım. Bu maçla ilgili bir şikayeti olacağını sanmıyorum, şikayet edecek biri varsa o da Beşiktaş’tı. Ofsayttan bir gol yemiş, çok açık bir penaltısı verilmedi. Mağdur olan Beşiktaş… Bu maçı değil geleceği kastetti. Aykut Kocaman’ın son haftalarda isyanları hep rakiplerin 10 kişi kalmaması üzerine. Eşit yarışma koşulları şu olabilir Aykut Kocaman açısından: ‘Kardeşim rakipler 10 kişi kalsın biz de rahat rahat oynayalım.’ demek istiyor herhalde, başka bir şey gelmiyor! Ne için Quaresma’ya özel bir önlem almadığını, Beşiktaş’ın oyun içerisinde oyuncuların en az 4-5 kez pozisyon değiştirerek denediği varyasyonların hiçbirine cevap veremediğini, ne için bir yaratıcılık sergileyemediğini, soruların kitabın ezberlediği tarafından gelmediğinde inek talebe gibi bellediğini anlatıp kompozisyon yazma tarafında başarısız olduğunu anlatmasını beklerdim ondan. Gazetecilerden de bunu sormasını beklerdim ama doğru dürüst soru almadı herhalde, gazeteciler de biraz çekiniyor sanırım. Aykut Kocaman bir şablon belirlemiş, takıma da ezberletmiş, bu şablonu oynattığı her yerde başarılı oynatamadığı yerde başarısız, yani şablonu oturursa şahane resim çiziyor ama oturmazsa değişiklik yapamıyor.”

“İSMAİL, ROBERTO CARLOS MUYDU?”
“Sakatlanan İsmail, Roberto Carlos mu? Sakatlanan İsmail bir dünya starıdır, o zaman dersin ama… İki yeri birden bozacağına bir yeri boz. Şener sol bekte oynayamaz mı? Daha önce oynamadı mı? Linnes’in bir sağda bir solda oynadığını görmüyor muyuz? Eğer Şener’in Quaresma’yla baş edemediğini düşündüyse gördük Isla’nın nasıl baş edebildiğini. Yanına birini daha koy kardeşim, öndeki adamı biraz daha geriye çek. Giuliano sakatlansa, ‘Tamam, Giuliano sakatlanmış oyun kuramadı’ derdim ama… Oyun kitlenmiş niye Valbuena’yı neden almıyorsun? Bir tek hareket yapamıyorsun… Top çıkaramıyorsun! Niye almıyorsun kardeşim? Söyleyeyim, Aykut Kocaman yıldızlara karşı kardeşim. ‘Benim lafımı dinlemeyen futbolcuyu istemem’ diyor, takım ölümüne de gitse çare bulacak insanın kendisi olduğunu düşünüyor. Sahadaki adamın bulacağını düşünmüyor. Çünkü sahaya Valbuena, Quaresma, Hagi gibi birini koyduğunda zaman zaman teknik direktörün çuvallaması veyahutta oyuna müdahale etmemesi gibi durumunda bu gibi oyuncular kendi kendilerine bir çözüm üretebiliyorlar. Her zaman değil ama üretmeye çalışıyorlar. Aykut Kocaman kendisinden başka bir çare olmasını istemiyor. ‘Çare benim, ben bulamıyorsam çare yoktur’ diye düşünüyor bu yüzden almıyor. Fenerbahçe forumlarında konuşulmuş, ‘Quaresma Fenerbahçe’de olsa Aykut Kocaman oynatmaz’ diye, Quaresma olsa oynatmaz değil, oynatamaz çünkü Quaresma Fenerbahçe’de olsaydı büyük ihtimal sezon başında satılmıştı. Satılmamışsa küstürülmüştü. Büyük ihtimalle kadro dışı bırakılmıştı, sakat olduğu gerekçesiyle PAF takımıyla idmanlara çıkıyordu. Yani kadroda olmazdı.”

KOCAMAN’IN “BEŞİKTAŞ’IN ŞUURSUZ ATAKLARI” İFADELERİ ÜZERİNE…
Aykut Kocaman’ın “Beşiktaş’ın ikinci yarıdaki şuursuz ataklarına karşı koyamadık” ifadelerini değerlendiren Altaylı, “Bir de şuurlu atak yapsalar ne olacaktı acaba? Ne demek şuursuz atakları… Fenerbahçe maçı kazanmış olsa dersin ki ‘Beşiktaş’ın şuursuz ataklarını değerlendirdik ve kazandığımız toplarla gol attık’ bu cümel yerine oturur. Ama ‘Şuursuz atakları sonucunda 3-1 yenik ayrıldık üstelik golümüz ofsayttı, adamların penaltısı da verilmedi’ dersen şu olur: Fransız komedyen vardı, Coluche, Fransa cumhurbaşkanlığına aday olmuştu, işte bu da Fenerbahçe teknik direktörlüğüne aday olmuş oldu. Aynı komedyenlik! Soytarılık diyeceğim de ayıp olur.” yorumunda bulundu.

ŞENOL GÜNEŞ’İN MAÇ SONU AÇIKLAMALARIYLA İLGİLİ OLARAK
Altaylı, Şenol Güneş’in maç sonu yaptığı “Türkiye’nin en iyi takımıyız” ifadeleri üzerine şunları söyledi:
“Beşiktaş Türkiye’nin en iyi takımı mı bilmem ama bu sezonli oyuna bakınca bu lafı her zaman doğrulanmıyor. Sezon başında söylediğim bir şey vardı, Beşiktaş rakip seçiyor. İyi rakiple iyi oynuyor, kötü rakiple kötü oynuyor. Beşiktaş bütün büyük maçları iyi, küçük maçları kötü oynuyordu. Galatasaray’da da bir ara vardı bu hastalık, şu an vardı bilmiyorum. Galatasaray’da şu aralar başka hastalıklar var… Galatasaray, Fenerbahçe karşısında iyi oynuyordu, Kasımpaşa karşısında dökülüyor, garip gureba takımlar karşısında gidiyor Allah yarattı… Oyuncularda da kabahat var. Quaresma böyle oynayabiliyorsan neden her maç oynamıyorsun? Geçen seneden beri skora katkısı olmadığını söylüyorum. Dün 2 katkı birden yaptı, tam da yerinde yaptı.”

CÜNEYT ÇAKIR VE DERBİ PERFORMANSI…
Beşiktaş-Fenerbahçe derbisinin hakemi ve ekibiyle birlikte performansını değerlendiren Altaylı, “Cüneyt Çakır’a söylenebilecek en güzel şeyi sen yüzüne karşı söylemedin mi? ‘Dünyanın en iyi, Türkiye’nin en kötü hakemi’ demedin mi gülerek de olsa. Şaka mı yaptın? Doğru. Avrupa’daki maçlarında iyi kararlar alıyor. Türkiye’de o Cüneyt Çakır’ın içinden matruşka gibi başka bir Cüneyt Çakır çıkıyor. Dışarıda kocaman bir Çakır var, içeride küçük bir Cüneyt Çakır çıkıyor. Sahada küçüldükçe küçülüyor. Keza yardımcıları. Yardımcı ofsaytı… Televizyondan gördüm, net görülüyor. Gol oldu direkt ‘Ofsayt’ dedim. Beşiktaşlılar da tam anlayamadı galiba, hafif bir itiraz… Quaresma’ya yapılan… Kornerleri vermiyor, auta korner veriyor falan… Quaresma’nın yaptığı da kırmızı kart olabilirdi, çok sert vurmuyor, sakatlayıcı hareket değil. Quaresma’ya yapılan faulleri defalarca vermedi en sonunda o da isyan etti. ‘Allah senin cezanı versin’ dedi kendisi halletmeye kalktı. Doğru yapmadı tabii ki kırmızı da görebilirdi.” yorumunda bulundu.

FERNANDAO’NUN GOL SEVİNCİ
Fenerbahçe’nin golünü atan Fernandao’nun sevinci sırasında yaptığı hareket üzerine konuşan Altaylı, “Ben ekranda görmedim, göremediğim konuyla ilgili de ‘Şöyle oldu böyle oldu’ diyemem. Ben orada Fenerbahçeliler var onlara karşı seviniyor sandım. Ama bu Mehmet Topal’ın kafasını yarmayı gerektirmez. Maçtan sonra Çarşı’nın yazdığı da hoş değil. Türkiye’de bu kadar sempati toplamışken, benim kızım bile Çarşı yüzünden Beşiktaşlı olmuşken ki içim kan ağlıyor. Kalkıp da böyle bir şey yapmaları hoş değil. değerlendirmesinde bulundu.

ÇARŞI’NIN AYKUT KOCAMAN PAYLAŞIMIYLA İLGİLİ
Çarşı’nın paylaşımı üzerine konuşmayı sürdüren Altaylı,”Bu hakaret döngüsü üzerine Fenerbahçe de bir hakaret etsin falan sonsuza kadar gitsin o zaman! Bu hakaretleri literatürden silsek, doğru dürüst sevinsek ne olur yani? Rakibimize saygı duymayı öğrensek… Yarışmamız şöyle olmamalı: Sen mi daha terbiyesizsin ben mi? Terbiyesizlikte, hakarette sen mi ben mi daha yaratıcıyıma sokmamak lazım. En azından Çarşı gibi Türkiye’de sempati toplamış gruba yakışmıyor, başkasını bilmem.” ifadelerini kullandı.

FİKRET ORMAN VE AYKUT KOCAMAN’IN AÇIKLAMALARI
Aykut Kocaman’ın Beşiktaş Başkanı Fikret Orman’a yaptığı sert açıklamayı değerlendiren Altaylı şunları söyledi:
Gereksiz sert. Eleştirdiği şeyi fazlasıyla kendisi yapıyor. Diğerleri ne yapıyorsa senin yaptığının farkı yok. Söylediklerinde haklılık payı var mı var. ‘Rakipleri UEFA çağırıyor’ diyor ya ben şunu söyleyeyim: 1 – Fenerbahçe ve Galatasaray, Avrupa kupalarına bundan böyle katılmayacaklar diye bir karar çıkarsa eğer, UEFA derse ki ‘Biz bunları 5 sene suspended ettik, almıyoruz’ Beşiktaş’ın ya da katılacak diğer takımların Avrupa kupalarında finale kadar gitseler alacakları para 25 milyon Euro’yu geçmez. Niye çünkü Türkiye’nin yayıncı kuruluşun o havuza verdiği parayla oranlı para alıyor Türk takımları. Türk takımları ne kadar verirse onlar da o oranla alıyor. Galatasaray ve Fenerbahçe kupalara katılmazsa değer en az yüzde 50 azalır. Bu sene 50 milyon Euro’ya alındıysa, Fenerbahçe ve Galatasaray olmazsa o yayın geliri 25 milyon Euro etsin, ‘Benim suratıma tükür’ diyeceğim sana! O yüzden de bu iki rakibine karşı Avrupa’dan gelir elde etmeyi planlayan bütün kulüplerin gerektiği kadar saygılı olmaları lazım. Çünkü bunlar Türk sporunda en fazla hem içeride hem dışarıda gelir jenere eden gelir doğuran iki kulüp. Fenerbahçe ve Galatasaray bugün ‘Biz yokuz’ kardeşim dese o havuzun değeri minimum yarı yarıya düşer. Kulüpler bir bütün olarak önem arz ediyolar. Bu değerin çok büyük dönemi de bugün Galatasaray ve Fenerbahçe tarafından arz ediliyor. Bugün için öyle, yarın ne olur bilemem. Başakşehir’in falan bir değeri yok. Beşiktaş’ın değeri bile ne yazık ki onlar kadar değil, kusura bakmasınlar. Bu, Digiturk’ün yıllarca elinden çıkmış rakamlar, ben bunu bir tarafımdan uydurmuyorum.

Dön başka tarafa bak, ‘Galatasaray ve Fenerbahçe batak biz iyiyiz’ bugün TFF eğer UEFA’nın FFP uygulamasına geçer de mali durumu bu kurallara uymayan kulüpleri Süper Lig’inde izin veren lisansları vermez ise Türkiye’de kaç takım kalır biliyor musun? Şu an itibarıyla üç. FFP kurallarına uygun üç takım var: 1 – Başakşehir, 2 – Kasımpaşa, 3 – Gençlerbirliği. Diğer hiçbir kulüp UEFA kritlerlerini karşılamıyor, Beşiktaş da dahil. Beşiktaş’ın bu sezonki bilançosunun operasyonel olarak kâr göstermesi, mali durumun iyi olduğunu göstermiyor. Beşiktaş’ın da borçları, sermaye yeterliliği, son iki sezonun başarılarıyla diğerlerinden bir tık daha iyi. İki tık daha iyi değil. Bu nahoş durumdan kurtulma potansiyelini bir nebze barındıran tek kulüp Fenerbahçe çünkü elinde hala değer yapabileceği bir takım hasetleri var. Galatasaray bu hasetleri kötü değerlendirdiği için bu durumdan kurtulamadı ne yazık ki. Dursun Özbek döneminde… Fenerbahçe bunları iyi değerlendirirse borçlarını önemli miktarma azaltma ihtimali halen var. Ama UEFA’nın Şampiyonlar Ligi’ne katılabilme işi şirketin gelir gider dengesiyle alakalı olduğu, sermayeyle alakalı olmadığı için onun da kısa vadede etkisi olmaz.

GALATASARAY-BURSASPOR MAÇI
Galatasaray’ın 5-0 kazandığı Bursaspor maçıyla ilgili de konuşan Altaylı, Fatih Terim’in maç sonu açıklamalarını da değerlendirdi. Altaylı, şunları söyledi:
11’de 11. Bu maçlar içerisinde Beşiktaş, Trabzonspor, Fenerbahçe, Başakşehir var… 11’de 11 yaparsa zaten şampiyon çünkü rakiplerin önüne geçmiş olacak. Yapabilir mi? Yapabilir, futbol bu. Fenerbahçe 17’de 17 mi yapmıştı? Ama öyle bir tablo görüyor muyum, hayır görmüyorum. Ama rakipleri de 11’de 11 yapamayacaktır, herkes yenme potansiyelini barındırıyor. Fenerbahçe’yi yenebilir miyiz 18 senedir yenemiyoruz… Yenemediğimiz her sene yenmeye biraz daha yaklaşıyoruz. Bu sonsuza kadar sürmeyecektir diye düşünüyor insan. Beşiktaş’ı yenebilir miyiz? Beşiktaş böyle bir futbol oynarsa, Galatasaray’da iyi oynarsa çok keyifli bir maç olacaktır ama kim yener bilemiyorum.

“BURSASPOR’UN KARTI OYUNU ETKİLEMEDİ”
Bursaspor yanlış oynadı, oynaması gereken futboldan çok uzaktaydı. Teknik direktörün hataları vardı. Oyuncunun atılmasına kimse bağlamasın çünkü oyuncu atılmadan evvel de Galatasaray çok üstün çok baskındı. Bursaspor, rakip ceza sahasına bir kez bile girmedi. O yüzden 10 kişi kalmasının etkisi yok, 11 kişi oynasalardı da benzer bir sonuç ortaya çıkardı. Galatasaray çok iştahlıydı, Gomis çok iştahlıydı. Buna rağmen yanlış oyuncu değişiklikleri yapıldı mı yapıldı. Selçuk oynaması gerekenden daha uzun süre oynadı mı bana göre oynadı. Bakarsan Fernando’nun gelecek olması Galatasaray’da çok şeyi değiştirecek. Galatasaray’da anlayamadığımız şeyler var. Mariano diye bir oyuncu var, lige çok iyi başladı, çok da pozitif katkısı oldu. Oynadığı hemen hemen her haftanın yarısında haftanın karmasına seçildi. Kesilmesine aklım ermiyor. Linnnes kötü mü dersen hayır ama Mariano ondan daha verimli ve güvenilir bir futbolcu. Oynatmazsan formda mı değil mi göremezsin de. Linnes tercihini yanlış görüyorum tabii hoca daha iyi görüyordur ama hocaların da her zaman daha iyi gördüğünü düşünmüyorum. Zaman zaman duyguların esiri olabiliyor.

Gomis’in gol vuruşları üzerine de konuşan Altaylı, “Özellikle ilk golünde müthiş bir beceri var, daha doğrusu golcülük göstergesi var. Kimsenin beklemediği bir anda vuruş çıkarabiliyor. İyi, hırslı, golcü bir futbolcu ama o parayı alan birinin de bunu yapması lazım. Gomis, Galatasaray tarihinin en pahalı futbolcusu.” yorumunu yaptı.

GALATASARAY’IN MEVCUT DURUMU
Galatasaray’ın mevcut durumu ve Mustafa Cengiz yönetimiyle ilgili değerlendirme yapan Altaylı, “Neler yapıldığı konusunda fikrim yok. Dursun Özbekvari yanlış bir şeyler yapmadıklarının farkındayım. Doğru bir şeyler yapıyorlar mı bilmiyorum ama en azından 4,5-5 aylık süreç içerisinde yanlış bir şey yapılmaması ve camiadaki kavga, kırgınlık ortamının kaldırılmasıydı. Bunu da Mustafa Cengiz belirli ölçülerde becerdi. Galatasaray’daki profesyoneller Dursun Özbek’in devamı gibi davranıp hatta Galatasaray’a başkan arama gibi girişimler yapıyorlardı. Baktığın zaman da Mustafa Cengiz’in adaylığına tamamen muhalif durumda diğer başkanı destekliyorlardı. Mustafa Cengiz başkan olduğunda ne yapması beklenirdi, bunların biletini keser, yollar diye bekleniyordu. Mustafa Cengiz bunu yapmadı, kendisine en muhalif, eski yönetimin en ateşli taraftarı olan bu çalışan profesyoneller grubu Mustafa Cengiz yönetiminde aynı etki ve yetki görevlerine devam ettiler. Bu Galatasaray açısından bir anlamda pozitif bir şeydir. ‘Çalışın, fikriniz önemli değil. Mühim olan Galatasaraylı olmanızdır’ noktasında çok önemli bir mesajdır. Bu mesaj doğru ya da yanlış anlaşılır bilmem.” değerlendirmesinde bulundu.

“BİZİM BAŞKAN DEĞİŞTİRME YÖNTEMİMİZ BİLE TÜRKİYE’YE ÖRNEK OLACAK NİTELİKTE”
Galatasaray yönetimi üzerine konuşmayı sürdüren Altaylı, sözlerini “Ben hep ‘Mustafa Cengiz bu süre içerisinde ağır bir hata yapmasın’ diye düşündüm ve söyledim, önemli olan Dursun Özbek’in zarar vermesini engellemek ve zarar vermesine engel bir yönetim kurmak… Yoksa 4,5 ayda Galatasaray’ı kim kurtarabilir? Abdurrahim Albayrak gibi çok önemli bir adam ve Burak Elmas gibi dünyanın en büyük markalarından Godiva’ya CEO’luk yapmış bir adam dönüyor Galatasaray’da mali işlerle ilgileniyor, Abdurrahim Albayrak zaman zaman nakit akışı, kasa kolaylığını da sağlıyor. Ha parasını sonradan almıyor mu alıyor ama kasa kolaylığı sağlıyor. Galatasaray o açıdan iyi gidiyor, faul yok, saçma sapan utandırıcı bir şey yapmıyorlar. Ancak kimse kusura bakmasın, Kırmızı Çizgi diye bir program var, bizim de tanıdığımız sevdiğimiz arkadaşımız o programdaki yorumculardan bir tanesi. Geçenlerde Galatasaray’ın aleyhine bir takım ifadeler kullanmışlar, Galatasaraylı futbolcular üzerine. Bu söylenir söylenmez, ben Galatasaraylı olarak şunu söylüyorum: Galatasaray’da fikir özgürlüğü vardır. Galatasaray’da batıya açılan pencere, konuşma özgürlüğü… Biz bunlara inandık, biz batılı bir camiayız. Başkan değiştirme şeklimiz bile Türkiye’ye örnek olacak nitelikte. Kendimizi güce boyun eğmeyen bir camia olarak tanımlıyoruz. Böylesine alaturka, şark anlayışı, Galatasaray’a yakışmaz. Galatasaray, fikirlerini sözlerini beğenmedi diye herhangi bir medya kuruluşuna akreditasyon uygulayamaz. Galatasaray özgürlükten yanadır. Galatasaray özgür düşünceden yanadır. Galatasaray, kendisine muhalefet edenlerin fikrine saygı duyan, saygı duymasa da cezalandırmaya kalkışmayan bir durum yapı içerisinde olmalıdır. O yüzden bu akreditasyon kararırının Galatasaray yönetimi tarafından hızla gözden geçirilerek kaldırılması gerektiğini düşünüyorum. Büyük ihtimalle Galatasaray yönetimi, bazı spor yazarlarına, geçmiş Galatasaray yönetimini destekleyen veya ucundan da olsa yönetimin içinden olan bazı kişilerin vasıtasıyla nemalandırılan gazetecilere karşı bir tavrı, bundan duymuş olduğu bir rahatsızlık, avantacı gazetecilerin Galatasaray’ın işlerine müdahil olmasından dolayı bazı rahatsızlıklar duyuyor olabilir ama bunun cezası bir yayın kuruluşuna ambargo uygulamak değildir. Ne varsa bunu açık açık söylersin, zaman zaman kişiye yönelik dava açıp hakkını arayabilirsin ama ambargo uygulayamazsın. Bu yanlıştan kısa süre içerisinden dönülmesini bekliyorum.” ifadeleriyle noktaladı.

 

HT SPOR

E-bültene Abone Ol Merak etmeyin. Spam yapmayacağız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hızlı yorum için giriş yapın.

İzmir escort Bursa escort Ankara escort Antalya escort Eskişehir escort Konya escort Kayseri escort İzmit escort Alanya escort Kocaeli escort Kuşadası escort Gaziantep escort Malatya escort Diyarbakır escort Denizli escort Samsun escort Adana escort Bodrum escort Dubai escort transen berlin porn seks hikayeleri sex hikayesi shemale porno paply.org

Giriş Yap