featured

Kezman’dan çok çarpıcı açıklamalar

Fenerbahçe’li eski yıldız Mateja Kezman, L1Üçgen Youtube Kanalı’na ilgi çekici açıklamalarda bulundu. Necati Mete’nin sorularını cevaplayan Sırp yıldız, Fenerbahçe’nin dünya çapında yıldızlara alışık olduğunu ve bu yıl da bunun eksikliğinin çekildiğini ifade ederken, hem düne hem bugüne dair samimi açıklamalar yaptı.

Uzun zamandır görmüyoruz seni, neler yapıyorsun, bugünlerde nelerle meşgulsün?

Açıkçası birkaç yıldır doğayla iç içe yaşıyorum. Bunca yıl çok fazla seyahat, çok fazla stres, çok fazla çalıştık futbol hayatımın başından beri. Özellikle de Türkiye’de. Futbol kariyerimden sonra futbolcu temsilcisi olarak çalışmaya karar verdim. Bazı önemli oyuncular için sözleşmeler yaptık. Sonrasında bir ara vermek istedim çünkü hayatın farklı yönlerini tatmaya ihtiyaç duydum. 44 yaşındayım artık. Kış aylarında Sırbistan’da dağ köyünde, yazları ise Karadağ’daki evimde yaşıyorum. Karavanımla Avrupa’yı geziyorum. Portekiz’i ve Yunanistan’ı gezdim, Fas’a gitmeyi düşünüyorum. Kitesurfing yapıyorum. Çok fazla kayak yapıyorum çünkü futbol oynarken bunu yapamıyordum. Bu tip şeylerin tadını çıkarıyorum. Menajer olarak da çalışmaya devam ediyorum, bazı oyuncularım var. Tanrı’ya şükür. Sözleşme zamanlarında ya da toplantılarda, kontrat yapmam gereken zamanlarda, olmam gereken yerlerde oluyorum.

Türk futbolunu takip ediyor musun? Büyük Türk takımlarının güncel durumlarıyla ilgili bir fikrin var mı?

Dürüst olmak gerekirse çok fazla takip etmedim. İtalyan ligini takip ediyorum çünkü tüm futbolcularım, 6-7 yıldır İtalya’da. İtalya futboluna çok hakimim. Diğer liglerin çok içinde değilim ama birçok Türk arkadaşım var, bir tanesi en iyi arkadaşlarımdan biri. Tabi ki birçok bilgiye sahibim, özellikle Fenerbahçe’de neler olduğunu biliyorum. Transfer borsasını takip ediyorum, Galatasaray’ın iyi isimlerle anlaştığını görüyorum. Fenerbahçe iyi isimlerle anlaşmaya çalışıyor. Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi elemelerinde tur atlayamadığını biliyorum ki bu bir hayal kırıklığı. Trabzonspor’un iyi bir takım olduğunu biliyorum, geçen yıl birkaç iyi oynadıkları maçı takip ettim. Çok derinlemesine olmamakla birlikte neler olup bittiğini biliyorum.

Bende sana bunu soracaktım, Fenerbahçe’nin son durumuyla ilgili neler söylemek istersin, kulüp 8 yıldır şampiyonluktan uzak, bu yıl birçok transfer yapıldı.

Açıkçası, Fenerbahçe taraftarları olarak hiçbirimiz çok mutlu değiliz. Şampiyon olunamayan 8 yıl uzun bir süre. Avrupa’da büyük bir başarı yok. Fenerbahçe taraftarları iyi sonuçlara alışık. Ben oradayken Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final oynamıştık, UEFA’da çeyrek final oynamıştık. Şampiyon olup Süper Kupa kazanmıştık. Tabİi ki üzgünüz ve hayal kırıklığı içerisindeyiz ama umuyorum ki bu yıl Fenerbahçe başarıya ulaşır. Bazı iyi transferler yapıldı, bazılarında geç kaldılar. Bazen plansız davrandılar. Durum böyle gözüküyor çünkü her seferinde oyuncular geliyor gidiyor, başarı için arka arkaya 3-4, 5-6 yıllık planlar yapılmıyor. Bu kötü bir durum tabii, umarım bu sene hem şampiyonluğu kutlarlar hem de Avrupa’da arka arkaya başarılar gelir.

Son dönemlerde Fenerbahçe’de en çok konuşulan konulardan biri, dünya çapında bir forvet eksikliği. Taraftarlar senin gibi, geçmişteki birçok yıldız oyuncu gibi oyunculara alışıklar. Bugünlerde bu gerçeği hissedemiyorlar. Dinamo Kiev karşısında olsun, Süper Lig’in ilk maçında Ümraniyespor karşısında da aynı şeyi hissettiler. Bu konu hakkında ne düşünüyorsun?

Bence de Fenerbahçe dünya çapında yıldız golcülere alışık. Geçmişte baktığımızda Anderson’dan Ortega’ya, Van Hooijdonk’tan Anelka’ya, Semih Şentürk gibi yetenekli bir Türk golcü’ye… Her zaman üst düzey oyuncular vardı. Şu an böyle bir durum yok. Taraftarlar, Fenerbahçe’de bu tip doğal yetenekli, oyunculara alışkınlar. Cagliari’den alınan Joao Pedro bence iyi bir yatırım ancak taraftar ve takım her maç fark yaratacak isimleri, golcüleri hak ediyor. Joao Pedro iyi bir oyuncu, tecrübeli bir oyuncu. Serie A’da iyi bir sezon geçirdi ama yine de küçük bir kulüpte oynadı ve küme düştüler geçen yıl. Yönetim daha büyük bir adım düşünmeli ve golcü oyuncu için daha fazla yatırım yapmaları gerekiyor. Çünkü söylediğim gibi, üst düzey golcüler Fenerbahçe’nin doğasında var. Umarım yakın zamanda üst düzey golcülerin takıma katıldığını görürüz çünkü Galatasaray’a bakıyorsunuz Mertens gibi üst düzey bir oyuncuyla imzaladılar. Fenerbahçe’de de bu tip golcüler görmeliyiz.

Sana göre Fenerbahçe’de başarının anahtarı nedir? Fenerbahçe için bir reçeten var mı?

Bence her şey iyi bir planlamayla alakalı. Aziz Yıldırım’ın, geçmiş 20 yılda her zaman bir fikri, 4 yıllık 5 yıllık planları vardı. O, yıl yıl düşünen biri değildi. Bence bu çok önemliydi. Çünkü her zaman geleceği de düşünüyordu, sadece bu yılı değil. Fenerbahçe bu yüzden başarılı oldu geçtiğimiz 20 yıl içerisinde ve harika şeyler çıktı ortaya. Yani, iyi bir projeniz olması gerekiyor, tabii ki finansal bir altyapı ile birlikte bu yıl, önümüzdeki yıl, hatta sonraki 2 yıl neler yapacağınızı planlamanız gerekiyor. Hocaları, oyuncuları planlamanız, hepsini bir araya getirmeniz gerekiyor. Bu en önemli strateji ve bununla birlikte tabi ki çok çalışmak. Acı çekmek ve çalışmak. Taraftarlar ve kulüp, hep birlikte. Bunun şu an böyle olmadığını görüyorum çünkü şu an sanki taraftarlar bir tarafta, kulüp öbür tarafta gibi bir görüntü var. Fenerbahçe bu durumda çok şeyi kaçırıyor gibi.

İzleyiciler senin tanıtım videonu gördüklerinde “Are you player, are you big player?” olayını sordular. O olayı hatırlıyor musun?

Evet tabi ki. Çok komik bir hikayeydi. Galatasaray maçından sonraydı, çok büyük bir derbi tabi. Kaybetmiştik. Tabii ki taraftarlar hayal kırıklığı içerisindeydi ama ben kişisel olarak iyi oynamıştım ve bazılarımız yapabileceğimiz her şeyi yapmıştık sahada. Ama kaybettik, çok şanssızdık. Maçtan sonra her zamanki gibi Samandıra’ya gitmiştik hep birlikte. Eve gitmek istemiştik. Kapıda bir grup taraftar vardı, bağırıyorlardı, kızgınlıklarını gösteriyorlardı. Düşündüm, ben elimden gelen her şeyi yapmıştım ve iyi bir maç çıkarmıştım. Ruhumu, kalbimi ortaya koyup savaşmıştım sahada. Ama sonuç olarak kaybetmiştik. Bazen kazanırsınız, bazen kaybedersiniz. Arabama binip eve gitmeye karar verdim. Birçok taraftar alkışlıyordu ve pozitif reaksiyon veriyorlardı. 1-2 tanesi de çok negatifti. Arabayı durdurup, camı açıp, problemin ne olduğunu sormaya karar verdim. 1 tanesi sanırım çok alkollüydü. “Are you player, are you big player” diye bağırıyordu. Şu an kulağa eğlenceli geliyor ama o an şaşırmıştım. Neredeyse benimle kavga istiyordu. Sonunda yoluma devam etmeye karar verdim çünkü çok sarhoş olduğunu görüyordum ve onunla konuşmak imkansızdı. Ertesi gün televizyonda birçok video gördüm bununla ilgili, büyük bir hikayeymişçesine. Komik bir hikayeye dönüştü bu konu sonrasında.

Aslında bu konu evrensel herhalde. Bir keresinde Ajax maçından önce Van der Sar ve Marc Overmars ile yemek yemiştik. Van der Sar Juventus’ta oynarken, kazandıklarında tesise Lamborghini ile gidermiş. Kaybettiklerinde ise kulübün verdiği Fiat marka arabayla.

Evet bunu ben de bazı kulüplerde tecrübe ettim. PSV’de, Atletico Madrid’de ve Fenerbahçe’de. Bazen soyunma odasında bu konuyla ilgili gülerdik çünkü kaybettikten sonra birbirimize bakıp “Yarın tesislere küçük arabayla geliyoruz tesislere” derdik. Bununla ilgili eğlenmeye çalışırdık ama aynı zamanda bu durum iyi değil. Çünkü taraftarlar takımın hep arkasında olmalı. Her maçı kazanmak kolay değil, bazen kazanır bazen kaybedersiniz. Örneğin İngiltere’de, takım küme düşüyor, stattaki tüm taraftarlar takımı alkışlıyorlar, ağlıyorlar. Takıma, kulübe ve herkese saygılarını sunuyorlar. Bence her ülke bu mantaliteyi edinmeli. Ama güney ülkelerinde bu zor, daha sıcak mental yapıya sahipler ve bazen fazla reaksiyonlar veriyorlar.

Olay tamamen beklentiler ve gerçeklerle ilgili. Taraftarlar sizlerin sahada savaştığını görmek istiyorlar. Bu yüzden reaksiyon veriyorlar. Eminim ki Fenerbahçe’de muhteşem anıların vardır. Hangisi ilk akla gelen, en çok akılda kalan?

Bu anılardan ilki, Galatasaray’a ilk golümü attığım maç. Çünkü Fenerbahçe’ye imza attığımda bana “Galatasaray’a gol attığında gerçek Fenerbahçeli olursun” dediler. İlk maçımda attım golü ve 2-1 kazandık, çok mutluydum. Muhteşem bir duyguydu. Taraftarların pozitif enerjisini ertesi gün bile hissediyordum, harikaydı. Tabi ki İstanbul’daki Sevilla maçında attığım gol ve deplasmandaki Sevilla maçında Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finale yükseldiğimiz an, aynı zamanda kulüp tarihindeki en başarılı an. Şu anda bile o harika duyguyu hissediyorum. Harika bir geceydi. Şampiyonluğu kutladığımız, 1 milyon taraftarın sokakta olduğu gece, o mutlu insanları görmek, harika anılardı ve bunları hatırlamaktan çok mutlu oluyorum.

Fenerbahçe dışında harika bir kariyerin var, Partizan, PSV, Atletico, Chelsea, PSG… Her zaman zirvede olmanın anahtarı nedir, Türk gençlerine tavsiyen var mı?

Her şey çok çalışmakla alakalı. Her zaman çok çalışmalı ve futbol 1 numaralı odağınız olmalı. Gençler, futbolu sadece bir iş olarak görüyorlar. Futbolu farklı bir yere konumlandırmıyorlar ve bu yüzden 1-2 sene zirvede kaldıktan sonra kolayca düşüşe geçiyorlar. Tüm temsil ettiğim futbolculara “Odak noktanızı 1 günlüğüne bile kaybederseniz, bir sonraki gün sizin için tekrar zirveye çıkmak adına çok zorlayıcı olacaktır.” Diyorum. Her gün her sabah zirvede olmak zorundasınız, hayatınızda sadece futbol olmalı, başka bir şey değil. Futbolu bıraktığınızda her şeye vaktiniz olacak, arkadaşlar, Instagram, partiler… Futbol oynuyorsanız, %100 odak noktanız futbol olmalı. Çünkü bu şekilde yaşamazsanız zirvede kalma şansınız yok. Çalışmak, çalışmak, çalışmak ve tabii ki yetenek. Acı çekeceksiniz, bunlar en önemli şeyler.

Geçmişten hala irtibatta olduğun hoca, oyuncu ya da idari personel var mı?

Bir Whatsapp grubumuz var, tüm oyuncular var bizim zamanımızdan. Bir şey olduğunda buradan birbirimizle bilgi paylaşımı yapıyoruz. Hepsiyle irtibat halindeyim yani. Bu yöntemle irtibatta kalıyoruz. Bu harika bir durum bence. Türkiye’ye geldiğimde Tümer Metin’i, Volkan’ı, Tuncay’ı, ziyaret ediyorum. Hepsiyle etkileşim içinde olmaya çalışıyorum çünkü bir şekilde hepimiz futbol sektörünün içerisindeyiz. Bazılarımız hoca, bazılarımız menajer, bazılarımız yönetici. Birbirimizle bilgi paylaşımı yapıyoruz, birlikte çalışmaya çalışıyoruz. Birçoğuyla konuşuyorum.

Futbol sektörüyle ilgili, menajerlik dışında bir kulüpte profesyonel olarak görev almak gibi bir planın var mı?

Futbolu bıraktıktan sonra hocalık için A lisansı aldım. Kurs 1 yıl sürdü ve karar verdim ki bu benim yapmak istediğim iş değil. Bir kez daha futbolcu gibi yaşamak istemiyorum, oteller, stres, baskı, kulüpler, taraftarlar… Hayatın tadını çıkarmak istiyorum artık, bu yüzden menajerlik işine girdim. Hem hala sektör içerisindeyim hem de kendime zaman ayırabiliyorum. Böyle güzel, baskı yok. Sadece sen varsın, bir sürü insanla ilgilenmiyorsun, kulüp yok… Bir ara Partizan’la görüşme halindeydik sportif direktörlük için. Her seferinde hayır cevabını verdim. Çünkü bunu tekrar yapacaksan, yine hayatımı göz önünde yaşayacaktım, yine hayatımda sadece futbol olacaktı. Sana söylediğim gibi, buna hazır değilim. İleride de bunun böyle olacağını düşünüyorum. Ben kayak yapmak istiyorum, kitesurfing yapmak istiyorum. Çocuklarımla seyahat etmek istiyorum. Kendimi bir kulüp içerisinde, hocalık gibi bir rolde görmüyorum.

Bu demek oluyor ki Türkiye’ye sadece tatile geleceksin. İş için değil.

Kesinlikle, bunu seviyorum. Orada yeme içme güzel.

Son 5 yılda 1-2 röportajını gördüm sadece. Seninle konuşmak bizim için büyük bir ayrıcalık ve memnuniyet. Teşekkür ederim, Fenerbahçe taraftarlarına ve Türkiye’ye bir mesajın var mı?

Belirtmem gerekir ki benimle bu röportajı yapmanız da benim için memnuniyet verici. Davet ettiğiniz için teşekkür ederim. Benim için özel bir röportaj bu çünkü uzun süredir sadece 1 kez Sırp televizyonuna Şampiyonlar Ligi finali için yorumcu olarak katılmıştım. Onda da bir arkadaşıma söz vermiştim. 4-5 yıldır hiç röportaj vermiyordum, komple bu alanın dışındayım. Fenerbahçelileri hala çok seviyorum. Onların tarafından da sevildiğimi hissediyorum. Birçok arkadaşım Türkiye’ye tatile gidiyorlar, takside, otelde benim ismimi duyduklarını söylüyorlar. Bunun benim için anlamı çok büyük. Onlara mesajım, kulübün arkasında olsunlar. Kötü zamanlardan da geçseler, takımı yoğun bir şekilde desteklemeye devam etsinler, iyi bir geleceğe inansınlar. Bu en önemlisi. Onlara bu yıl başarılar diliyorum ve umuyorum ki önümüzdeki yıl hep birlikte şampiyonluğu kutlayabiliriz.

Kaynak: L1Üçgen

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

24 Saat Futbol ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!