”Sessiz Veda”

Herkese Merhaba! Bugün sizlere çok vizyonlu bir hareket ile ilgili bir şeyler yazmak istiyorum. Kendi düşüncelerimi, duygularımı açmak istiyorum. Yazacaklarımı hem basketbolsever olarak hem de bir muhabir olarak yazacağım pek keyifli olmasa da adettendir “keyifli okumalar”

Birkaç gün önce Türkiye’ye gelmiş en büyük spor insanlarından birini ne yazık ki Ülkemizde tutamadık. Avrupa basketboluna adını altın harflerle yazdıran, hayali dahi kurulamayan EuroLeague kupasını Türkiye’ye getirerek tarihe geçen efsane koç Zeljko Obradovic Fenerbahçe’den ayrıldı. Maşallah ne vizyonmuş kullan kullan bitmedi. Önce futbolda kullanıldı şimdi de basketbolda kullanılıyor. Sırada basketbolda nasıl bir yapılanma olacağı, yeni hamlelerle kimlerin gideceği, kalacağı var. Gerçi branşın direği gitti daha kötü ne olabilir ki? Diyeceğim fakat ne zaman bu soru sorulsa kulübün başına daha kötüleri geldi. Bir meteor düşmediği kaldı, şimdi düşer falan maazallah. İyisi mi ben hiç sormadım farz edin siz.

Elbet Obradovic gidecekti burada bir sıkıntı yok kimse kazık çakmayacak kulübe fakat asıl acıtıcı olan 41 kupalı, Avrupa efsanesi koça sezon başından beri yapılan mobbing, muamele. İşler iyiyken insanların yüzüne gülenler rüzgar tersine dönünce bir anda 180 derece döndü. Birkaç olumsuz sonuç alınınca medya da başladı hoca hakkında atıp tutmaya. Öyle algılar yapıldı ki ben de herkes gibi şaşkınlıkla okudum. Para peşinde dendi, bütçe yoksa yok dendi, genel menajer için komisyoncu dendi daha neler neler. Koç tabii iş ahlakı olan biri, hiçbirini rezil etmedi, işi dışında da konuşmaz hepimiz biliyoruz fakat her şey ortada. Aynısı başka antrenörlere de yapıldı, yapılmadı değil örneği mevcut. Tazminat peşinde dendi, menajer oyunları içinde dendi hatırlıyoruz çok uzak değil. Yalan bu ya er geç çıkıyor ortaya da utanma diye bir şey kalmamış kimsede, çamur at izi kalsın, oyna devam. Ben cidden anlayamıyorum Hoca gidene kadar belli bir kitleyi armaya düşman ettiler, böldüler, parçaladılar. Neden? Avrupa Şampiyonu koça kim niye düşman olur, kim neden böyle vahşice duygular besler ki?

Futboldaki başarısız yıllarda sarı lacivertlilerin ayakta kalmasını sağlayan Obradovic, ilk defa bu sezon takım çok iyi gitmedi, futbolda da birkaç galibiyet alındı diye üvey evlat muamelesi gördü. Haliyle futbolda da işler kötüye gidince bütün nefret, öfke, kin, türlü algılarla basketbola çevrildi. Günah keçisi seçilen şube çok geçmeden de bedelini ağır bir şekilde ödedi. 7 yıldır izlediğim, bizzat molalarına bile şahit olduğum işinden ve takımından başka bir şey düşünmeyen Obradovic’e atılan iftiralar, edilen hakaretler korkunç boyuttaydı.

Bakmayın ben basketbolsever olarak üzüldüğümüzü falan yazıyorum da bir bakıma iyi oldu. Bu kötü kalpli, menfaatçi tipler güzel ve başarılı olan hiçbir şeyi hak etmiyor, hak etmiyoruz. Ersun Yanal’ın şampiyon olduktan sonra bir sorusu vardı; “Ne yani başarıyı mı cezalandıracaklar?” diye. Üzerine düşünülmesi gereken bu güzel soruyu ben buraya bırakıyorum buyurun.

Son olarak en çok kırıldığım noktayı da dile getirmek istiyorum. Anlaşmak istemeyen, bütçe peşinde olan(!) Zeljko Obradovic, ülkesinden buraya kadar geldi, 3 gün anlaşmak için görüşmeler gerçekleştirdi ve daha sonra ülkesine döndü. Herkes anlaşma beklerken koç kararını olumsuz bir şekilde bildirdi. 2013 yılında coşkulu bir şekilde kulübün kapısından giren, biri EuroLeague kupası olmak üzere 7 yılda 10 kupa kazanan efsane koç, coşku ile girdiği bu kapıdan 2020 yılında sessiz sedasız çıktı ve gitti. En çok kıran da bu oldu işte Zeljko Obradovic’e veda etmeyi bile beceremedik.

E-bültene Abone Ol Merak etmeyin. Spam yapmayacağız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hızlı yorum için giriş yapın.

Giriş Yap