ÇEKİRGE SÜRÜSÜ VE SARI LACİVERT FISFIS
Ayarlanmış fikstür, senelerdir Avrupa maçları yakınlarında ne hikmetse gidilen zor deplasmanlar, ligin ilk bölümlerinde kadrolar tam oturmamışken Fenerbahçe’nin zor, rakibin kolay maçları.. Senelerdir böyle, say say bitmez.. Ama bu sefer çekirge sıçrayamadı.
Detaylandıralım. Hemen hemen her sene biz Fenerbahçeliler kendi aramızda konuşurken, gruplarda yazışırken bu dönemlerde (Ocak ve Şubat aylarında) hep şunu dedik. “zor bir dönemece giriyoruz, buradan çıkarsak yolumuz açık, rakibin zor maçları başlıyor”
Peki sonra ne oluyordu dersiniz? Bu zor fikstürde kırılgan taraftar, kırılgan takım ve Fenerbahçe’nin kaosu ile beslenen medya camışları sayesinde ligin ikinci yarısının 5-6 hafta sonrasında açılan puan farkı nedeniyle büyük bir buhran yaşanıyordu. Sonrasında zaten çorap söküğü!
Bu sefer olmadı sevgili çekirge sürüsü! Bu sefer başkanından yönetimine, taraftarından futbolcusuna, malzemecisinden top toplayıcısına dirayetli durduk. Savaştık, savaşmaya da devam edeceğiz.
Geçmiş dönemlere göre en bariz farkı, Trabzon deplasmanında 90. dakikada Asensio’nun yaptığı pres sonrası topu kazanıp gösterdiği hırsla açıklayabiliriz. Ya da ilk geldiğinde ben dahil çoğumuza göre “takım oyuncusu değil” dediğimiz Talisca’nın gösterdiği inanılmaz mücadele ile açıklayabiliriz bu farkı.
Bu sefer başaramayacaksınız sevgili çekirge sürüsü. Sizi sıçratmayacağız!
Fenerbahçe için sezonun en zor deplasmanı olan Trabzon deplasmanında hem de 1-0 geriye düştüğümüz maçta, kenardaki satranç ustası hocamız Domenico Tedesco’nun esnek taktisyenliği ve takımın buna harfiyen uyması ile alnımızın akıyla atlattık ve çekirgelerin hayallerini suya düşürdük. Sahiden, hocamız satrançtaki rok hamlesi gibi orta sahada kale ile vezirin yerini değiştirdi. Sonrası ŞAH MAT!
Size burada Vezir Marco Asensio’nun yazdığı şiiri, Kerem’in elindeki asasıyla Trabzon kalesini büyüleyerek fethetmesini, Mert Müldür’ün rakibin en etkili bölgesi olan sağ önünü nasıl kilitlediğini anlatmayacağım. Size maçın görünmez kahramanı, takımın lokomotifi Matteo Guendoizi’den de bahsetmeyeceğim. Sahayı hep birlikte gördük zaten.
Benim derdim saha dışındaki çekirge sürüsü. Ve bu haftadan itibaren elimizde çok güçlü bir haşere ilacı var. Fısfısı sıktıkça sıkmanın, tam kafalarını kaldıracakları anda tekrardan sıkmanın, elimiz fısfısın tetiğinde hazır şekilde beklememizin tam zamanı!
Önce Perşembe günü Nottingham Forest, ardından pazartesi günü Kasımpaşa maçlarından hedeflere birer adım daha yaklaşacağız. Adım adım, hücre hücre, santim santim firesiz ve yenilgisiz gittikçe fikstür merkezinden hakemine, federasyonundan gözlemcisine iyice sinirleri bozulacak, sıçrayacak pislik, konacak çamur bulamamaya başlayacaklar. Saçmalamaya başlayacaklar. (Başladılar bile)
Ve bu yolun sonunda ulaşacağımız şampiyonluk, yarıştığımız rakiplerin daha önce ulaştırıldıkları gibi sadece sahadaki mücadele ile olmayacak. Saha dışında bize engel olmaya çalışan organize pisliklere karşı da olacak! Destansı, ileride çocuklarımıza ve çocuklarımızın da kendi çocuklarına anlatacağı harika bir şampiyonluk olacak.
Son 12 maç, 12 fısfıs!
Safları sıklaştırmanın ve fısfısı sıkmanın tam zamanı!
Haydi Fenerbahçem,
Şimdi bizim zamanımız!



